Müminlere Kuran'da bildirilen en önemli sırlardan birinde, aralarında çekişmemeleri gerektiği, aksi takdirde güçlerinin azalacağı, birliklerinin bozulacağı ve yılgınlaşacakları haber verilir. Bu ayet şöyledir:

Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46)

Kuran'a uygun olan, alçakgönüllü, hiçbir konuda hırsı olmayan, ara düzelten, çözümcü ve kolaylık getiren bir ahlaktır. Bunun aksi olduğunda, insanlar arasında çekişmeler, ihtilaflar olacaktır. Her insan elbette ki farklı düşüncelere sahip olabilir. Örneğin bir konunun çözümü için 20 insan 20 farklı fikir önerebilir. Bunların her biri kendi içinde haklı, doğru veya tutarlı olabilir. Ancak, herkes kendi isteğinin olması için ısrar ettiğinde kargaşa ve ihtilaf çıkacağı açıktır. Bu durumda bu 20 kişi birlik olacağı yerde, kendi fikrini kabul ettirmek için, kardeşleriyle çekişmeye girişecek ve asıl yapılması gereken güzel faaliyetler aksayacaktır. Dolayısıyla bu 20 kişinin tüm gücü gidecek, aralarındaki birlik ve kardeşlik bozulacaktır.

Oysa müminler değil birbirleriyle çekişmek, birbirlerine kar- şı son derece fedakar olmalı, birbirlerini çok sevmeli, çok güçlü bir dayanışma ve yardımlaşma içinde olmalıdırlar. Özellikle zorluk zamanlarında, her zamankinden çok Allah'ı zikretmeli, birbirlerine karşı her zamankinden daha çok anlayışlı ve kolaylaştırıcı olmalıdırlar. Çekişmek nasıl güç alırsa, birlik ve beraberlik de aksine müminlere güç verir. Allah, bir başka ayetinde müminler dost ve yardımcı olmazlarsa, dünyanın fitne ve bozgunculuk içinde olacağını ayrı bir sır olarak vermiştir:

İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)

Bunların her biri Allah'ın bir sır olarak bildirdiği ve Müslümanlara yüklediği sorumluluklardır. Hiçbir Müslüman, bir diğer kardeşiyle arasındaki çekişme için "bundan ne olur?" dememelidir. Çünkü Allah'ın bildirdiğine göre bu, Müslümanların güçten düşmesi demektir ve bunun Müslüman üzerinde sorumluluğu olur. Müslümanlar birbirlerinin yanlışlarını, hatalarını, kusurlarını araştırmamalı, birbirlerine örtü görevi görerek, şefkat ve merhametle birbirlerini tamamlamalıdırlar.

Bunun neticesinde tüm güçlerini Allah'ın dinini, Kuran ahlakını insanların arasında yaygınlaştıracak, insanlara Allah'ın varlığının delillerini anlatacak ilmi çalışmalara verebilir ve tüm insanlığa büyük hizmette bulunabilirler. Ancak unutmamak gerekir ki, herkes hizmeti, asıl olarak kendi ahiretini kazanmak, Allah'ın azabından korunmak için yapar.

ADNAN OKTAR:

Fakat Müslüman kardeşlerimizin, Peygamber Efendimiz (sav)'in ahir zamanı tarifini önemsememelerinden bu olaylar biraz da kaynaklanıyor gibi geliyor bana. Çünkü hem Kuran'da Allah ahir zamanı tarif etmiştir, Müslümanların nasıl davranması gerektiğini söylemiştir. Hem de hadislerinde Peygamber Efendimiz (sav) ahir zamanı çok detaylı anlatmıştır.

Bir kere Müslümanların birlik olması gerekiyor, yani tek çatı altında toplanmaları gerekiyor. Türk İslam Birliğinin oluşması gerekiyor. Ayrı gayrı, bölük pörçük Müslümanların kurda kuşa yem olması zaten Allah'ın dilemesiyle kaçınılmaz olur o. Çünkü Allah'ın emrine karşı bir hareket bu. Allah Müslümanların bir arada olmasını istiyor. Kalben, manen, ruhen sevgi birliği içerisinde olmasını söylüyor. Ahir zamanda bu tip olayların olacağını Peygamberimiz (sav) belirtmiş. Fitneler olacağını, katliamlar, kargaşalar olacağını; devrimiz Mehdiyet devridir, Hz. İsa (as)'ın nüzulü devridir. Hz. İsa (as)'ın nüzulüne ehemmiyet vermeyenler, Hz. Mehdi (as)'ın zuhuruna ehemmiyet vermeyenler, kendi kafasına göre olayları değerlendirmeye kalkanlar, mecburen açmaza girmek durumunda kalıyorlar.

Mecburen zorluklar içerisinde kalıyorlar. Buna karşı çözüm, ahir zamanın bütün detaylarını Müslümanların öğrenmesidir. Peygamber Efendimiz (sav) bunları boş yere anlatmamış. Ahir zamanda olacak olayları boş yere anlatmamış. Yani, Peygambere ehemmiyet vermeyen dine de ehemmiyet vermemiş olur. O yüzden, ahir zamanı iyi gözlemlersek, iyi bakarsak, çözümlerini de Peygamber (sav) burada çok iyi anlatmış. O çözümlere göre hareket edersek, çok güzel neticeler alırız.

(Sayın Adnan Oktar'ın Al Quds röportajından, Kasım 2008)

ADNAN OKTAR:

Ben Ehli Sünnet mezhebine mensubum, Hanefi'yim. Fakat Şii kardeşlerimi, çok takva, çok mükemmel buluyorum. Çok iyi insanlar olarak buluyorum. Halis Müslümanlar olarak buluyorum. Aynı şekilde Vahabi olan kardeşlerim de son derece takva, son derece dindar. Din ahlakını çok güzel yaşayan insanlar olarak görüyorum. Sanki biz bir okulun talabeleri gibiyiz. Ama aynı okulun talebesiyiz. Yani aynı amaca hizmet ediyoruz. Çünkü Allah'ımız bir, kitabımız bir, kıblemiz bir. Aynı peygambere inanıyoruz, aynı peygamberlere inanıyoruz. Her şeyimiz aynı. Sadece bir takvada yarışma var. Takvada yarışıyoruz.

MUHABİR:

Müslümanlar katliamlara maruz kalıyorlar. Daha önce Bosna Hersek'te. Şimdi Irak'ta, Afganistan'da, Filistin'de ne yapmak gerekir bu konuda sizce?

ADNAN OKTAR:

Müslümanların birlik olmaması, birlikte hareket etmemesi haramdır. Haram bir hükümdür. Yani Müslümanların birlikte hareket etmesi topluca kardeş olmaları, hepsinin tamamının kardeş olması ve bir lider etrafında toplanmaları da Kuran'a göre farzdır. Müslümanlar bunu yapmıyorlar. Müslümanlar bu farzı yerine getirecekler. Ben bunun için söylüyorum yani Türklerin önderliğinde, Türk milletinin önderliğinde, bir Türk İslam Birliği oluşsun. Her devlet ayrı milli devlet olarak kalsınlar. Her devlet kendi içerisinde hür davransın fakat başlarında bir manevi lider bulunsun. Çünkü Hıristiyanların Papası var, liderleri var. Müslümanların da bir manevi lideri olması şart. Bu manevi birliğin başında birisi olursa. Bu kargaşa bu fitne rahatça son bulur. O zaman dünyanın bir yerinde Müslümanların parmağının ucuna bir zarar gelse bütün Müslümanlar toplu haraket edeceği için, bu olay hemen durdurulur, ama böyle paramparça olursa. Böl, parçala, yut politikasına uygun hareket ederlerse tabi ki küçük parçaları yutmak kolaydır. Ama bütün blok bir Müslüman alemini yutmak imkansızdır. Müslümanların bu farzı bir an önce yerine getirmeleri gerekiyor.

(Sayın Adnan Oktar'ın Al Baghdadia röportajından, 29 Haziran 2008)